24 Ağustos 2012 Cuma

Elvada ''Sol'' Açık Metin

Onun top oynadığı dönemlerde ben daha dünyada yoktum.Bana ondan bahseden ilk insan babam olmuştur.Siyasi görüşleride birbirlerine çok benzediğinden en sevdiğin futbolcu kim sorusuna verdiği cevaptı Metin Kurt.Bağış Erten Galatasaray Dergisin'de Galatasaray'ın efsane onbirini kurarken şöyle bir cümlesi vardı:'',İngiltere'de olsa efsane olurdu,Latin Amerika'da olsa devrimci:''Bizim ülkemizde kim ezilenlere,dışlanmışlara yardım etmek istese her zaman kendi dışlanmıştır.Onlardan biriydi Metin Kurt .Sendika kurup para için her şeyi göze alan  yöneticilere karşı, 90 dakika emek veren insanları  ortada bırakmamak,onları o yöneticilere karşı daha dik durmalarını sağlayacak o  çalışma hiçbir zaman destek görmedi.Her zaman bu yolda yanlızdı.Düşünüyorum şimdi belki bu ölüm insanların içinde bir şey uyandırır,onun o sonuçsuz kalan çalışması bu saatten sonra devam eder diye.Sonra ortadaki malzemeye bakıyorum ve aklıma bir tek sözcük geliyor.''İMKANSIZ''

Toprağın bol olsun halka yakın olmak için kanatta oynayan adam...

23 Ağustos 2012 Perşembe

Bursapor 3-1 Twente

Çok keyifli bir maç izledik bunu belirtmek isterim.Uzun zaman sonra tamamen dolu Bursa tribünleri önünde güzel bir atmosferde iyi bir maç çıkardı Bursaspor.Maçın 10. ve25. dakikaları arasında dışında maçın tek hakimiydi.Aslında bu dakikalar arasında ne kadar etkili bir takım olduğunu gösterdi bizlere Twente.Top ayaklarındayken oyuna yayılışları,sık ve düzenli pas yapışları ve çabuk bir şekilde oyundaki boşluklara yayılma istemi nitekim golü getirdi.Çok net aslında bu maçtan çıkarılacak sonuç; top Twente'de kalmayacak,kalırsa eğer zaten almak için çok çaba sarfediliyor,ondan sonra bir de kendi oyunumuzu göstermek için yeteri kadar enerjimiz kalmayabilir.Çünkü bunun üstüne en az bugünkü  kadar sağlam atmosfer bizi bekliyor.

Maçı Bursa açısından değerlendirsek Batalla'ya değinmemek olmaz.Takımın nam-değer Alex'i.Kısa boyu ve avantajsız fiziğine rağmen mücadeleden hiçbir zaman kaçmayan bir oyuncu,Kafa topuna çıkıyor,pres yapıyor,omuz omuzadan kaçmıyor ve  asıl görevini bugünde olduğu eksiksiz yapıyor 2 gol 1 asist gibi.Tartışmasız ki şu an bizim ligimizin en formda 10 numarası.Kayserispor-Bursapor maçında sonra atılan twitlerin birinde şöyle diyordu :''Takımdan Pinto ve Batalla'yı çıkar takım küme düşmemeye oynar,takımdalarsa ilk 4'e''.Bu sözün altına imzamı atarım.Bugün bir gözüme çarpan performans ise Basser.Bir beke oranla iyi ve doğru bir şekilde hücuma çıktı,defansta da kademelerde de oldukça başarılıydı.Maçın tamamın neredeyse hatasız oynadı.Takımın Batalla ile birlikte en iyisiydi.


Umarım bugün oynanan oyun deplasmanda da devam eder.Yapılacak en önemli şey topun bizde kalması,top onlardayken de yarı sahamızda boşlukları iyi bir  şekilde kapatmamız gerekiyor unutmayalım avantaj bizde.Bunun bilincine sahip bir şekilde sahaya çıkmalıyız.

El Clasico!



Supercopa de Espana, El Clasico'nun son durağı oluyor. Mou mücadele ettikleri 4 kupa ( Lig, Şampiyonlar Ligi, Copa del Rey) arasındaki en önemsiz kupanın Süper Kupa olduğunu söyleyerek bir yandan realistliğini gösterirken diğer yandan da taraftarlara "Yenilirsek üzülmeyin biz önemsemiyorduk zaten." imajını yerleştirmeye çalışıyor. Tıpkı Aykut Kocaman'ın Galatasaray maçından sonra "Sezon öncesi takımı deneme açısından güzel bir maç oldu." demesi gibi. Derbi derbidir, Fenerbahçe-Galatasaray, Real Madrid-Barcelona Çayır Kupası'nda da karşılaşsa önemi büyüktür taraftarlar için.

Son şampiyon Real Madrid transfer yapmazken Barca, Valencia'dan sol bek Jordi Alba ve Arsenal'den orta saha Alex Song'u kadrosuna kattı. Song henüz imza attığı için bugün başlaması beklenmiyor ancak Jordi Alba maça ilk 11 de sahaya çıkacak gibi duruyor. Tito Vilanova, Pep'in yardımcısı olduğu için Barca taktiksel anlamda sıkıntı yaşayacakmış gibi durmuyor ki ilk maçta Real Sociedad karşısında da gösterdiler bunu. 

Real Madrid ezbere bildiğimiz klasik kadrosuyla yine 4-2-3-1 düzeniyle sahada olacaktır. Pepe'nin sakatlığı nedeniyle Albiol sahaya çıkacak gibi. Pepe fizik gücüyle ön planda olan bir oyuncuydu, Raul Albiol ise tekniğiyle, bu yüzden savunmada taktiksel anlamda sorun yaşanabilir Madrid adına. 

Çok fazla konuşulacak bir şey yok. El Clasicolar sürprizlerle dolu olabiliyor. Ancak Mou'nun maçtan önceki açıklamaları, ligin ilk haftası sonrasındaki moral ve form durumu ile 180 dakikalık bir maçın 90 dakikalık ilk bölümü olması sebebiyle Barcelona'nın tek farklı galibiyetini bekliyorum.

Asırlık Çınarın Çöküşü - Ankaragücü





Bugün UEFA'dan gelen son haber bütün futbolseverleri olduğu gibi beni de fazlasıyla üzdü. Bildiğiniz gibi Ahmet Gökçek yönetimi zamanında transfer edilen Roman Bednar 200 bin euroluk alacaklarının ödenmemesi sebebiyle UEFA'ya başvurmuş, UEFA da Ankaragücü'ne 18 Ağustos tarihine kadar süre tanımıştı. Para ödenmeyince de Ankaragücü'nün lige -6 puanla başlamasına karar verildi.

İşin kötü yanı ise Ankaragücü'nün UEFA'da aynı şekilde 2 dosyasının daha bulunması. Eğer 15 gün içerisinde bu paralar ödenmezse 6 puan daha silinecek ve eğer durum devam ederse de Ankaragücü küme düşürülecek.

Ankaragücü'nü sevin, ya da sevmeyin 100 yılı aşkın süredir Türk futbolunun içinde olan bir kulübün bugün böyle bir duruma düşmesi üzücü bir şey.  Yalnızca kendi çıkarları uğruna herhangi bir yönden herhangi bir olumsuz sıfatı bile yakıştıramadığım birkaç kişinin elini kolunu sallaya sallaya Türk futbolunun asırlık çınarını kesmesini ne aklım alıyor, ne de gururum kaldırıyor. Umarım en yakın zamanda gerekli para bulunur da Ankaragücü bu durumdan kurtulur.

22 Ağustos 2012 Çarşamba

BBL Sezon Öncesi İncelemesi - Anadolu Efes ve Fenerbahçe Ülker


Anadolu Efes bana göre Euroleague'de final-four seviyesinde bir kadroya sahip. Geçen sezon ligde yarı finalde elenmeleri benim adıma büyük sürpriz olmuştu. 

Öncelikle Beko Basketbol Ligi'ndeki 2 yerli oyuncu kuralı nedeniyle Türk oyuncuları inceleyelim;

Sinan Güler, Kerem Gönlüm, Kerem Tunçeri, Doğuş Balbay, Ermal Kuqo ve Gökhan Şirin takımda kalan Türk oyuncular. Artı bu isimlere Pınar Karşıyaka'dan Birkan Batuk ve Cleveland Cavaliers'dan Semih Erden eklendi. Kaliteli bir yerli rotasyonu var Efes'in ve bu rotasyonda tecrübeli-genç oyuncuların karışımı da söz konusu. Doğuş Balbay yeni Ömer Onan olma yolunda ki oldu da artık yolunu çizmiş durumda. Birkan Batuk geçtğimiz sezon Pınar Karşıyaka'da iyi biz çizgi yakaladı. Henüz 22 yaşında ve gelecek vaad eden bir oyuncu. Semih Erden NBA'de inişli çıkışlı bir grafik sergilese de bunda fiziki yapısının ve basketbol bilgisinin etkisi olduğunu düşünemiyorum. NBA'de rotasyonda 6-7 dakika alıp kendini harcamaktansa, burda takımın önemli bir parçası olmayı tercih etti. Avrupa basketbolu onun için daha uygun. Sinan ve iki Kerem zaten kalitesini çoktan kanıtlamış isimler.

Yabancılardan ise Jordan Farmar ve Jamon Gordon katıldı takıma. Bu iki oyuncunun ikisi de takımı tek başına bir gömlek yukarı çekebilecek isimler. Barac, Savanovic, Vujacic ve Batista da takımda kalan yabancılar. Batista'nın takımdan ayrılması bekleniyordu ancak sağlık kontrolünden geçti ve bu konu şimdilik kapanmış gibi duruyor.

Sahadaki 2 Türk zorunluluğu nedeniyle Savanovic-Gordon-Vujacic-Farmar dörtlüsünden biri kenarda bekleyecek. Bu isim muhtemelen Savanovic olacak. Pota altı ise Semih-Kerem ikilisinden oluşabilir. Bir diğer ihtimal ise Doğuş-Sinan-Kerem üçlüsünden birinin ilk 5 te başlayıp Vujacic 3 numaraya çekilerek Jamon Gordon da benche yollanabilir. BBL için yabancı hakkının Barac'tan yana kullanılacağını sanmıyorum ki şu rotasyona baktığımız zaman teklif gelmesi halinde hala Batista'nın takımdan gönderileceği görüşündeyim.

Euroleague içinse olay daha basit, zaman zaman Efes'i sahada 5 yabancı ile bile izleyebiliriz. Şu kadroya bakıyorum, inceliyorum ama bir türlü açık bulamıyorum. Takım içi uyum genel olarak söz konusu, çok fazla transfer yapılmadı, oyuncu kalitesi için söylenecek söz yok, tecrübeli de var genç de, kadro derinliği deseniz, e o da var. Başlarında da Oktay Mahmuti gibi benim çok beğendiğim ve geçen sene Galatsaray ile önemli başarılara imza atmış bir koç var. Kesinlikle şampiyonluk adayım Anadolu Efes bu sezon için, Euroleague'de de önemli başarılar bekliyorum.



Flaş transferlerle sezona girdi Fenerbahçe. En büyük transfer ise diğer isimlerin de takıma katılmasında büyük rol oynayan Simone Piangiani. 

Genel olarak gelen isimler şu şekilde: Bo McCalebb, Barış Ermiş, Romain Sato, İlkan Karaman, Mike Batiste, David Andersen.

Yine BBL açısından Türk oyuncuları değerlendirecek olursak, Emir'in ilk 5teki yeri garanti gibi. Piangiani'nin Mike Batiste'i yaşı gereği diri tutmak isteyeceğini tahmin ederek, Emir Preldzic'in yanında Kaya, İlkan veya Oğuz'un   görev alacağını tahmin ediyorum. Romain Sato'nun swingman dediğimiz hem 2 hem 3 numarada oynayabilme özelliğine sahip olması guard mevkisinde Barış Ermiş ya da Ömer'in başlayıp Preldzic'in de benchte oturma ihtimalini doğuruyor. Kaldı ki 3 numarada daha Bogdanovic gibi de bir seçenek var. 

McCalebb transferine uzun uzun yorum yapmak isterdim ama çok fazla yoruma da gerek duyulmayan bir oyuncu. Az çok Avrupa basketbolunu bilen 100 kişiye "En iyi 5 Avrupalı guard kimdir?" diye sorsanız 98'i Bunların içine Bo McCalebb'ı koyar. Ancak bu transfer tek ayaklı bir transfer değildi. Bo McCalebb'ın daha faydalı olması için takımda ikili oyun bilgisi yüksek uzunlar olması gerekirdi ki önce Batiste sonra Andersen geldi. 

Anadolu Efes gibi Fenerbahçe'yi de zaman zaman yabancılardan kurulu bir beşle izleyebiliriz. Yapılan transferlerin en önemli tarafı ise belli bir taktiksel doğrultuda yapılması, işlemesi planlanan bir makineye çark alındı. Geçen sezon Spahija'nın Gist'ten Lavrinovic yaratmaya çalışması gibi saçma sapan arayışlar içinde olunmayacak. Her oyuncu bugüne kadar oynadığı şekilde oynayacak. Yap-boz parçalarını Piangiani doğru yerleştirirse McCalebb liderliğindeki Fenerbahçe Ülker için Euroleague adına da çok parlak bir sezon geçebilir. Ancak ben asıl ivmenin gelecek sezon yakalanacağı görüşündeyim.

Yine de ciddi sakatlıklar yaşanmadığı takdirde Fenerbahçe de Galatasaray ve Efes Pilsen ile birlikte bu sezonun en önemli şampiyonluk adayı. Maalesef ki geçen sezonun 3 kupalı takımı Beşiktaş'ı yoğun kadro değişimleri nedeni ve gelen-giden oyuncuların kalite dengesizliği nedeniyle bu üçlünün arasına katamıyorum.

Beşiktaş henüz kadrosunu tam anlamıyla oluşturamadığı için onlar hakkında şu an için değerlendirme tam olarak yapamıyorum. Ancak Beşiktaş ve Galatasaray değerlendirmelerimizi de yakıda blogumuzda bulabilirsiniz. 



  




Gündeme Dair '' Beşiktaş''

Hazır bu hafta derbi de varken biraz Beşiktaş değerlendirmesi yapmak istiyorum.Önce şu stad meselesine gelelim malum yaz boyunca haddinde fazla uzamıştı.Bakın bir Galatasaraylı olarak şunu söylebilirim ki(bu kendi açımdan da geçerli) Arenaya daha Galatasaray taraftarı bile tam anlamıyla ısınamadı.Bir maç bazı kesimler için sadece golleri görüp takımı izlemek değil.Bahsettiğim bu kesim için maç önü,sonrası denen şeyler var.Maçlardan önce insanlar toplanırlar,gırgır şamata yaparlar,içerler,yeni besteler yazarlar,o besteleri haykırırlar bu durum uzayıp gider.Galatasaray taraftarı daha hala maça giderken Orjin'de buluşup ordan toplu halde gidiyorlar.Yani hala o anıları yaşamaya devam ediyorlar ve devam da edecekler hiç şüphesiz.Bu Beşiktaş taraftarı içinde aynı şey geçerli.Hiç kimse sormuyor ki  taraftar ne der ne ister.Beşiktaş bir semt takımı ve bu kopmayacak bir şey.Bu yönetim FEDA altında onları ordan ayırıp Arena'ya geçmek istediler.Kaldı ki kimse ister rakibin stadın her yer sarı-kırmızı iken oraya gidip bir gram atmosfer yaşayamadan takımı destelemek.Yönetim para kazanmak için stad kovalamak yerine başka şeyler aramalı ve olaya tek tarafla bakmamalı.Camia olarak düşünmeli taraftarı unutmayarak.


Gelelim kadro meselesine;buradan da büyük darbe yemek üzereler bakıldığında.Eğer Q7 bu takımda kadroya girmemeye devam ederse bu sorun gitgide büyüyecek.Bence Beşiktaş yönetimi şu noktada büyük bir yanlış yapıyor.FEDA'yı sadece mali yapılanmadan kısarak,transferi kısarak yapamazsınız.Bir kere senin arkana taraftarını alman gerekir.Sen arkana taraftarı alamıyorsun ki.Onlara şu an sadece müşteri gözüyle bakıyorsun.Feda tişörtü alsın,Cdsiini alsın,kombinesini alsın gitsin.Bu mantık olmamalı,tamam tabi ki bunları yapacak ama onları sen şu an kendi parçanmış gibi davranmıyorsun onlara bu samimiyetle bakmıyorsun.Samet Aybaba tercihi bile bu açıdan sorgulanmalıdır. Şu resme bir göz atın.Transfer politikasına gelecek olursak;sen Q7'yi oynatmıyorsun fazla para ödüyor diye,en az 1-2  sene daha gidecek Rüştü varken onu bırakıyorsun,Cenk bir nevi yok sayıyorsun Mcgregor'u alıyorsun.Sivok-Ersan-Toraman üçlüsü varken Escude'yi alıyorsun sonra Q7'yi oynatmıyorsun.Disiplinsiz diye  Q7 gene kadroda yok Batuhan'ı alıyorsun forvet hattına.Bakın bu takım 2-3 senedir elle tutulur bir başarı olmayabilir ama bu takım gene adından söz ettirebiliyorsa Uefa tura yakınlaşıyorsa gruptan çıkarken onları ipten alan bir adam varsa o da Q7'dir.Bu takım derbilerde taraftar için en önemli maçlarda sahada kalıyorsa Q7'nin katkısı bence tartışılmaz.

Umarım bu politika kimse kırmadan gücendirmeden iyi bir sonuca ulaşırda herkes rahat bir nefes alır.Yönetimi yukarıda baya bir eleştirdik ama onlara da kolaylıklar bu dengeyi tutmak zor olacak.

Seneler Sonra Gelen Değişim




Alex çok özel bir oyuncu. Ne kadar özel bir oyuncu olduğunun en basit örneği Fatih Altaylı'nın Alex gelmeden yaklaşık 1 ay önce yazmış olduğu ve hepimizce bilinen köşe yazısı. Fenerbahçe'ye gelmez denilen bir yıldızdı Alex. Üstelik Roberto Carlos gibi 34 yaşında değil bir futbolcunun en olgun yaşı olan 27 yaşındaydı geldiğinde. Ve de ayrıca henüz Türkiye ligine yabancı yıldızlar gelmeye sıcak bakmazken giydi Fenerbahçe formasını.

Şimdinin Neymar'ı idi basitçe bir örnek vermek gerekirse. Kadroya Anelka da katıldı, Hooijdonk da, Nobre, Tuncay, Semih, Kezman, Deivid, Guiza, Niang, Stoch, Dia... Liste uzadıkça uzuyor. Bunca isim geldi, hepsinin tek bir ortak yönü vardı, Alex'e uyum sağlamalarının istenmesi. Yanlış mıydı bu istek? Hayır, Alex bir takımın üzerine sistem kurabileceği kadar büyük bir oyuncu-ydu. Evet maalesef ki -dili geçmiş zaman kullandım.

Alex artık tükenmiş durumda. Günümüzün gelişen futbol mantalitesinden ya da yaşının 34e dayanmış olmasından, nedeni önemli değil. Alex'in kendisi de en az Aykut Kocaman kadar farkında bu durumun.

Aykut Kocaman'ın bir diğer olgusu ise Fenerbahçe'nin tek bir oyuncuya bağlı kalmaması düşüncesi ki sonuna kadar haklı. Rusya'da sergilenen yeni futbol düşüncesi belki de değişimin başlangıcıydı. Herkes Spartak Moskova'nın kurduğu baskıdan söz etse de şu gözden kaçıyor ki Fenerbahçe o çok tartışılan orta alanından tek bir pozisyon dahi vermedi. Tartışılan Cristian ve Mehmet Topal bu sistemde gayet işledi. Eğer iki bek Hasan Ali ve Gökhan Gönül bırakın iyi oynamayı ortalama bir performans bile sergilemiş olsalardı Fenerbahçe Türkiye'ye tur kapısını aralamış şekilde dönebilirdi.

Spartak için de bir iki cümle söylemek istiyorum. Başta hücum hattı olmak üzere üst düzey kadroları var. Kombarov bana Andre Santos'u hatırlattı. Ancak fazla kanatlara yıkıp gereksiz çok orta yapıyorlar, alternatif hücum seçenekleri geliştirip sürpriz golcü çıkarmaları lazım. Emenike'nin Aykut Kocaman'ın elini öpmesi ise güzel bir enstantaneydi.

Aykut Kocaman için gereken 2 önemli şey var: Zaman ve sabır. Başarı ancak ve ancak bu ikisi sağlanırsa gelecek, ben buna inanıyorum.





21 Ağustos 2012 Salı

Oturmuş takım

Maç yazısına girmeden önce dün Gaziantep'te gerçekleşen patlamada duyduğumuz üzüntüyü belirterek başlamak istiyorum.Terörü  onlarca,yüzlerce,binlerce,milyonlarca kere lanetliyoruz.Ama biz lanetledikçe bu terör olayları bitmiyor,eğer öyle olsaydı ülkede hain kalmazdı.İnşallah başımızdakiler de durumun farkındadır ve bir an önce şu kanı durdururlar,insanların yüreklerinin sızılarına bir son verirler.

Maça gelirsek,Galatasaray şu an ligin en diri takımı.Maçın başı,sonu,ortası her daim aynı güce sahip.Sistemi gereği zaten böyle bir fiziki kaliteye sahip olmalı.Önce fiziki kaliteden bahsetmek istedim çünkü;tüm Galatasaray taraftarının şükranlarını sunması gereken bir isim var Scott Piri.Kewell takımdayken bir haber yansımıştı basına.Antreman sırasında Aydın'ın doğru düzgün çalışmadığını görünce onu uyarmış ancak o uyarıya rağmen gene arkasını döndüğü zaman  gene işi savsakladığını gördüğünü söylemişti.O Aydın bu teknik ekip sayesinde(Scott Piri'nin burada ki payı en az Fatih Terim kadardır) dün maça ilk 11 başladı.Eskiden olsa Aydın'ı sahada gören insanda ister istemez bir soğuma olurdu maç adına.He buradan dün iyi oynadı anlamı çıkmasın.Ama en azından kendini ne kadar geliştirdiğini bir göstergesi.Aynı şekilde Emre Çolak.Ona da fiziki açıdan özel bir program uygulandığı kesin.Güçlü duruyor,bu güçlü duruş(eskiye göre tabi bu güçlü oluş) ona daha da özgüven katıyor,bize dün olduğu gibi  resital izletiyor.Dün Güntekin Onay'ın bir tespiti vardı:'' Emre Çolak'ın dün oynadığı oyun Emre Belözoğlu'nun Galatasaray'da oynadığı o ilk yılları andırıyordu'' diye gerçekten öyle.Dün Selçuk İnan'ın önüne çıktı oyun olarak.Orta sahada attığı paslar, topun onda durup takımın sakinleşmesi,yaptığı iki asist Selçuk'un omuzunda ki yükü de bazen alacağının göstergesi.Çünkü ona güveniliyor ve o  bu güveni de hakediyor.


Dany'e değinmek istiyorum birazda.Top kabiliyet çok yüksek bir defans ligdeki en iyilerden biri rahatlıkla denilebilir bu konuda.Ama şu an büyük takıma alışmanın sıkıntısını çekiyor gibi.Pozisyonlarda karar vermede sıkıntı yaşıyor.Bunu bu durumlarda çabukluğu ile önlemeye çıkıyor.Ama bu karar yetisini takımdakileri tanımaya başlayınca yavaş yavaş atlatacaktır.Hamit konusuna da değinecek olursak o da daha yeni alışıyor.Neredeyse maç yapmadan bir sezon geçirdikten sonra öyle bir anda eski Hamit'i beklemek kolay olmaz.Yani sonuç şu ki geçen sene oturmuş bir takım var ve bu takım dün o oturmuşluğu ile 3 puanı aldı.Takımda yeni olarak hazır tek isim Umut.Bu durumda normal Allah nazardan saklasın Umut kime gitse hemen uyum gösteriyor,çok iyi bir profesyonel.Umut'a profesyonellik için bir şey söylemişken Hakan Balta'ya bir şey söylememek olmaz.Türkiye'de mevkisinin en iyisi olduğunu bence her maç bir kere daha kanıtlıyor.Çünkü her daim ortalamasını koruyor evet yavaş olabilir biraz ama atağa çıkıyor,savunmada gerekeni yapıyor,sakin,rahat ve karakter sahibi bir adam.





Bu sene süper lige yeni katılan ekipler gerçekten iyi takımlar.Bu bence ligin kalitesini daha da arttıracak.Kasımpaşa bu ekipler arasında herkesin olduğu gibi benimde favorim.Top oynamaya çalışıyorlar.Oyunu kanatlara yaymaya çalışıyorlar,pas yapıp kontrol altında tutmak istiyorlar oyunu.Dün bunu zaman zaman yaptılar.Ama bunu ilk haftadan yapmaları zor ve rakip sahanın her alanına baskı yapan bir takım olunca bunu çok uygulayamadılar.Ama ileride bunu başarabildiklerini iyi yerlere gelecekler.

Ahmet Çebi ve Anlamsız Açıklamaları



Beşiktaş 2. başkanı Ahmet Çebi'nin açıklamaları genel olarak şu şekilde: "Bizi istemeyeni biz de istemeyiz. Galatasaray taraftarı da yönetimi de İnönü'ye gelmesin. Bir stadta oynamak bu kadar kırıcı hale getirilmemeliydi. Galatasaray camiasının yaptıklarını unutmayacağız. Canları yanarsa akıllanırlar belki."

Öncelikle Beşiktaş 2. başkanı sıfatına sahip bir kişinin televizyona çıkıpta çocukça  bir"Onlar bizi stadlarında oynatmadı, gelmesinler buraya istemiyorum banane." tavrıyla açıklamalar yapması son derece acınası bir durum. Kaldı ki herhangi bir yöneticinin yetkili bir kurum tarafından aksi durumda bir karar alınmadığı sürece "Stadımıza gelmesinler." şeklinde bir açıklama yapmasının ortamı germekten başka hiç bir işe yaramayacağını bilmesi gerekir. 

İşin ilginç yanı ise Çebi'nin bu kadar hakaretten sonra hala Baros-Quaresma takasını gündemde tutmaya çalışması. Ahmet Çebi sahip olduğu koltuğun ağırlığının farkına varmalı. O çokça övündükleri Beşiktaşlılık duruşuna sahip çıkıp Beşiktaş camiasını küçük düşürmemeli.

20 Ağustos 2012 Pazartesi

NBA Sezon Öncesi Değerlendirmesi - Pasifik Grubu



Evet geldik NBA'deki son grubumuza;

Golden State Warriors

Başarısız bir sezon geçiren Warriors kadrosunu geliştirmekten ziyade, gidenlerin yerini doldurdu. Nate Robinson'ın yerine Jarrett Jack, Dorrel Wright'ın yerine de Carl Landry alındı. Ancak Golden State'in asıl sorununun 2 numara olduğu kanaatindeyim. Shooting guard görevini üstelenebilecek tek oyuncu şu anda Stephen Curry konumunda. Çaylak Kent Bazemore gerekli yardımı sağlayabilir mi tartışılır. Klay Tomphson ve Brandon Rush daha çok small-forvet konumuna alışkın isimler. Geçen sezonki performansa yakın bir performans bekliyorum açıkçası Warriors'dan.


Los Angeles Clippers

Clippers kadro açısından gerçekten de beğendiğim ve geçen sezon konferans yarı finalinde Spurs'e karşı süpürülmeyi hak etmediğini düşündüğüm bir takım. Randy Foye, Nick Young ve Mo Williams'ın gidişiyle birlikte Chaunsey Billups'ın da aşil tendonundaki sakatlık nedeniyle sezon başını kaçırabilecek olması guard mevkisinde sıkıntı yarattı. Buna karşın bu mevkiye yalnızca Willi Green ve Jamal Crawford'ın alınmış olması, bende teknik heyetin Billups konusunda olumlu bir rapor verdiği görüşünü doğuruyor. Nets'e gönderilen ve geçen sezon beklenen veremeyen Reggie Evans'ın yerine ise Ronny Turiaf ve Lamar Odom kadroya katıldı.(Meşhur 4lü takas sonucunda, önceki yazılardan takip edebilirsiniz.) Yine geçen sezon beklenen performansı sergileyememişti Kenyon Martin ve Billy Simmons. Şu an free agent konumundalar ve kontrat yenilemesi yapılacağını da düşünmüyorum. 3 numaraya Grant Hill'in katılması da bunu doğrular nitelikte. Deandre Jordan geçen sezon özellikle ribaundlarda büyük katkı sağladı ancak ben pota altının Blake Griffin-Lamar Odom ikilisine bırakılacağını düşünüyorum. Chauncey Billups'ın dönüşüne bağlı olarak belki 1 numarada Chris Paul'ü dinlendirecek bir oyuncu bulmada sıkıntı yaşarlar ancak ben gene de en az konferans yarı finali beklentisi içindeyim.


Los Angeles Lakers

Sezonun en flaş takımına geldi sıra. Gerçekten de efsane sayılabilecek bir kadro kurdular. Yine meşhur 4lü takas sonucunda Andrew Bynum Philadephia'ya, Josh McRoberts ve Christian Eyenga ise Magic'e gitti. Buna karşın Dallas'tan Darius Odom, Suns'tan Steve Nash, Magic'ten ise Dwight Howard, Earl Clark ve Chris Duhon alındı. Antawn Johnson ve Jodie Meeks ise free agent konumundan takıma dahil oldular. Nash 38 yaşında ve muhtemelen 1 sezon daha üst düzey bir şekilde performans sergileyecek. Daha Steve Blake ve Chris Duhon gibi iyi point-guardların da takımda olması, onun daha zinde kalmasını sağlayacaktır. Kobe geçen sezon yaklaşık 40 dakika ortalamayla oynamıştı. Kalan 7-8 dakikalık bölümde  genç Jodie Meeks'in vereceği katkı çok önemli. 3 numarada Metta World Peace-Antawn Jamison ikilisinin iyi seçenekler olduğu kanaatindeyim. 4 ve 5 numara şüphesi Gasol-Howard ikilisinin. Jordan Hill benchten katkı yapacak isim. Henüz kontrat yenilenmeyen Troy Murphy ile ise pota altı rotasyonu açısından sözleşme yenileneceği görüşündeyim.

Lakers bu sezonun benim için en büyük favorisi. Şampiyon olacakları kanaatindeyim.

Phoenix Suns   

 Senelerdir yaklaşık 10 asist ortalamasıyla oynayan bir guarda sahiplerdi. Bu çok büyük bir avantaj ve bu avantajı yitirdikleri ilk sene bu. Steve Nash karşılığında oyuncu almadılar ancak fazladan 2013'te 2, 2014 ve 2015'te ise birer draft hakkına sahip olacaklar. Hornets ve Wolves ile girdikleri 3lü takas sonucunda ise Hornets'e Robin Lopez ve Hakim Warrick gönderildi. Buna karşılık Jerome Dyson ve Wesley Johnson kadroya katıldı. Ronnie Price, Grant Hill, Josh Childress ve Aaron Brooks da kadrodan ayrılan isimler olurken Micheal Redd'in de bu isimlere eklenmesi gündemde. Rockets'tan alından Goran Dragic ve Sebastian Telfair, Nash'in boşluğunu doldurmaya çalışacak. 3 numara içinse Wolves'tan genç Micheal Beasley alındı ki bence bu sezon ki en iyi transferleri. Beasley'e yardımcı olması planlanan isim ise Brose Basket'ten PJ Tucker. Robin Lopez ve Hakim Warrick'in gidişiyle pota altı yalnızca Gortat ve Chaning Frye kalınca, Rockets'tan Scola ve Celtics'ten Jermaine O'neal ile anlaşma sağlandı. Asıl sorunun shooting guard mevkisinde olduğunu düşünsem de, Dragic ve Telfair'in de play-off için yeterli olmadığı kanaatindeyim.


Sacremento Kings

Sacramento için nasıl bir yorum yapmam gerektiğini bilemiyorum. Geçen sezon ki kadroya yalnızca James Johnson ve Aaron Brooks eklendi. Çok genç ve yetenekli isimler var kadroda. Rejenerasyon içindeler. Isiah Thomas, DeMarcus Cousins, Tyreke Evans gibi isimler 2-3 sene içinde bu takımı play-offlara taşıyabilir. Ancak şu an için Kings iyi bir sezon geçirecekmiş gibi durmuyor. 


Ve evet geldik NBA sezon öncelemesi incelememizin sonuna. Umarım sizleri memnun edebilmişizdir.