Gol dakika 7 geldi sanki skor 5-0 olmuş gibi o andan itibaren Chelsea'de kupayı onlara verinde gidelim havası vardı.Maça sıfır istekle başladılar.Bu maç onlara anlaşılan bir angarya gibi gözüktü.Bazen Hazard top alıp çıkmaya çalıştı.Ama toplasan 5 dakika etmez herhalde.Bu takımın nasıl Şampiyonlar Ligi aldığı hala garip geliyor bana.
Asıl yazılması gereken tabi ki Atletico Madrid.Hızlı oyun nasıl oynanır,tempo nasıl yapılır başlıkları altında bildiğin ders verdiler.Takımda herkes top yapmaya elverişli adamlar.Kimse topla öylesine oynamıyor.Top ayağındaki kişi bu açıdan çok şanslı.Bir kere kimse durağan değil oradan oraya top almaya çalışıyorlar,çok koşuyorlar,oyunu çok iyi yayıyorlar.Sadece kanatlar top almıyor iki bekte çok hücuma çıkıyor.Geçen senede beri bu takım 12 Avrupa maçının kaybetmemesinin altında yatan önemli etmenlerden biride bence bu.Takım hücuma nasıl birlikte çıkıp top alışverişini doğru yapıyorlarsa, savunma konusunu da aynı şekilde yapıyorlar.Hep birlikte iyi alan kapatarak bazen rakibe bir anda 3 kişi ile prese kalkışıyorlar.Rakibi bir anda boğuyorlar.Topu kaybeden oyuncu bir bakmış ki top kendi kalesine gitmiş.
İyi bir sistem takımı Atletico.Sistemin üzerine kurulu olan adam tabi ki Falcao.Takım o kadar bağlı ki sisteme Arda'nın yaptığı asist buna en büyük örnek,Arda kendi vurmak yerine geriden onun geldiğini gördü ve onun önüne bıraktı.Falcao' a değinmişken şu istatistiği versek bence yeterli olcaktır.40 maç 37 gol.Sen insan mısın be kardeşim diye sorarlar adama.Falcao'ya bildiğin ceza sahası içinde topu verme, gol ihtimali %95 gibi bir şey.Hayır öyle bir şey ki 2.golü attığında istatistik çıktı.3 şuttan 2'si gol oldu diğeride direğe çarptı.Sistemi makinalaştıran adam Falcao.
Arda ve Emre'ye değinmemek olmaz tabi.Arda bu sistem içinde en az Falcao kadar önemi var.Bugün sağ kanatta oynadı ama sistemde serbestliği olduğu bir gerçek.Simone onun her yerde oynama kabiliyeti olduğuna inanmış durumda.Hem orta sahayla hem de iki bekle de gerçekten iyi anlaşıyor.Emre için daha zaman var diye düşünüyorum.Bu sistemin içine girmesi için çok çalışması lazım.Yaşça geç oyuncular olması onun için dezavantaj.Ama takıma ısındığında forma şansı bulacaktır.Simone'de öyle bir imaj var formayı gerçekten hakkaniyetli biçimde dağıtıyor gibi duruyor.İnşallah Emre'de emeğinin karşılığını alır.
uefa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
uefa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1 Eylül 2012 Cumartesi
31 Ağustos 2012 Cuma
Avrupadaki Rakiplerimiz
Beşiktaş'ın men edilmesinin, Bursaspor'un şanssız bir şekilde Twente'ye, Trabzonspor'un ise felaket bir şekilde "Videoton'a" elenmesinin ardından Avrupa'da 2 temsilcimiz kaldı: Galatasaray ve Fenerbahçe.
Galatasaray hakkında konuşalım. Öncelikle Galatasaray'ın son Ujfalusi gelişmesinden sonra transfer rotasını Kaka'dan çevirip bir stopere döndürmesi lazım. 3 Eylül gecesi son gün UEFA'ya oyuncu bildirimi için. Bu süre zarfında bir defans bulunamazsa Galatasaray savunmada çokça sıkıntı çeker. Tabi ki burda Kaka'yı tartışmıyorum, tartışanın da futbol zekasından şüphe ederim ancak Kaka'dan daha gerekli şu anda bir defans oyuncusu. Veya bir sol bek alınıp Hakan Balta da 3. stoper olarak düşünülebilir.
Grup hakkında konuşacak olursak. "Galatasaray'ın dişine göre bir kura" yorumlarını hayretle karşılıyorum.1. torbadan gelen Manchester United'ı bir kenara bırakacak olursak, Cluj ve Braga Galatasaray'ın seviyesinin altında takımlar. Galatasaray, Manchester United ile birlikte bu grubun favorisidir.
Machester United'ı gelip burda incelemek saçma olur. En büyük eksikleri Rooney'nin partneriydi. Robin van Persie de bu eksiği bu sene kapatınca komple bir takım oldular artık. Braga ve Cluj hepimizin bildiği ancak tanımadığı takımlar. Braga 2 sezon önce UEFA'da finale çıkmasının ardından birçok oyuncusunu kaybetti. Geçen sezon Beşiktaş'a elenirken de, mücadeleci, hırslı, hızlı ama sıradan bir takım görüntüsündeydi. Eder ve Lima etkili hücum silahları. Taktik olarak Galatasaray'a benzediği için da yetenekli olan Galatasaray'ın aralarındaki maçlarda mutlak favori olduğu düşüncesindeyim. Cluj ise klasik bir Rumen takımı görüntüsünde. Bu sezon Brescia'dan aldıkları Adam Vass dışında takibimde olan futbolcu yok.
Galatasaray'ın gerekli ciddiyeti sağladığı ve defanstaki açığı kapattığı takdirde Manchester'ın ardından grubu 2. bitireceği kanaatindeyim.
Fenerbahçe ise Uefa Avrupa Ligi'nde Marsilya, Borussia Mönchengladbach ve AEL Limassol ile eşleşti. Grupta net bir favori yok. Hatta bakıldığı zaman illa bir favori söylenecekse bu da Fenerbahçe'dir.
Marsilya, Fransa Ligi'ini geçen sezonu şampiyon Montpellier'in tam 34 puan gerisinde 10. sırada tamamladı. Fransa Lig Kupası şampiyonu olarak Avrupa Ligi'ne katılmaya hak kazandılar ve ön elemede de Eskişehirspor'u elemişlerdi. Eskişehirspor karşısında pek göz dolduran bir performans sergilememişlerdi. Gignac, Ayew, Remy gibi iyi hücumcuları var ancak bir takım olma olgusu içinde değiller. Pek tabi ki zorlu bir rakip ancak yenmek imkansız değil.
Mönchengladbach ise geçen sezon Almanya Ligi'nde iyi bir performans sergileyip 4. olmuşlardı. Şampiyonlar Ligi play-off turunda Dinamo Kiev'e elenip geldiler buraya. Bu sezon Twente'den aldıkları Luuk de Jong hücumda çok etkili bir silah. 3 sezon önce Mallorca'dan alınan Arango da dikkat edilmesi gereken, teknik gücü yüksek, sol ayağı etkili bir oyuncu. Atletico Madrid'den Alvaro Dominguez'i aldılar. Savunmayı tamamen toparlayacak bir oyuncu. Stranzl ile iyi bir ikili olacağını düşünüyorum. Genç ve dinamik bir ekip Mönchengladbach. Yaş ortalaması 24. Dikkat edilmesi gerek. Özellikle kendi sahalarında üst düzey bir performans sergiliyorlar.
AEL Limassol hakkında da pek bir bilgi sahibi değilim. Sorunlu maçlar olacağı kesin ancak şu an için burda siyaseti irdelemeyi gerekli görmüyorum. Deplasmanda dirençli bir takımla karşılaşacağımızı tahmin ediyorum. Ancak her türlü direnç ve zorluğa rağmen içerde dışarda galibiyet alınması gerek.
Abdullah Kiğılı ve Volkan Demirel hedeflerinin UEFA şampiyonluğu olduğunu söyledi. Bu pek gerçekçi bir hedef gibi durmasa da hedefin yukarıda olması güzel bişey. Ancak bir orta saha transferi geldiği takdirde bir çeyrek final belki yarı final gelebilir, bunun yanında ilk turda elenebiliriz bu tamamen Fenerbahçe'nın kendi oyununa bağlı. Burda önemli olan Şampiyonlar Ligi'nden düşecek takımlar.
Grupta ipler Fenerbahçe'nin elinde. İyi oynadığı takdirde lider olarak bitirir grubu. Ancak kötü futbol beraberinde erken vedayı getirir.
Etiketler:
avrupa,
braga,
cluj,
fenerbahçe,
galatasaray,
ligi,
limassol,
manchester,
marsilya,
mönchengladbach,
uefa
30 Ağustos 2012 Perşembe
Bir Realite:Şanssızlık
Bu maç için her şey tartışılabilir;sistem,taktik,oyuncu seçimi vs...Ama bu maçtan anlaşılan bir şey var ki bu takım için şansızlık denen bir realite var hem Avrupa hem ligin en önemli maçları için.Bu maçların bir de iç sahada böyle olması hakikaten çok ilginç.Young Boys,Paok,Spartak,Trabzon(şampiyonluk maçı),Galatasaray bu liste uzar gider.Fenerbahçe bu realiteyi malesef kıramıyor bir türlü.Sahada her şey yapılıyor,futbolcularda maç kazanma isteği,arzusu üst düzey tavan yapmış ama olmuyor.O top girmedikçe girmiyor.
Şimdi taktik,teknik işine girelim.Dün Alex'in maça başlamayacağı belliydi.Eğer maça Selçuk-Topal-Topuz üçlüsü ile başlanıyorsa maça bana göre burada var bir sorun.Sen iç sahada maça çıkıyorsun,bu kadar defansı düşünen üçlü ile çıkarsan yanlışı burada yaparsın.Bence Topuz ile Topal ortada başlayıp,ileride Crsitian düşünülmeliydi. 4-2-3-1 oynuyorsun oraya Topuz'u koyuyorsun bu irdelenmeli bence.Alex'li Alexsiz sitemi oluşturmak garip bir olay.Golün zamanı çok kötü oldu,çok erken ve kötü bir biçimde geldi.Mert'in net hatası var.Ayrıca Egemen ile Ari arasında baya bir mesafe vardı,o pozisyon bitiminde Topuz oraya gelmişti.Fenerbahçe'nin maça çıkarken,kafalarının bir köşesinde eğer gol yersek ne yaparız olayınıda düşünmeside lazım.Yanlış olmasın bunu düşünürek oynasın demiyorum,ama kafalarının bir köşesinde bu olmalıydı.Bu düşünce olmadığında ilk yarı şuursuzca ataklar yapmaya çalıştı.Golü yemek ne kadar taktiği bozduysa Krasiç'in bir anda sakatlanışı da aynı etkiyi yaptı.Fiziken hazır olmadığını gösteriyor bence bu sakatlık.
İkinci yarı olması gereken oldu rakip yavaş yavaş geri çekilmeye başladı,top Fenerbahçe'de daha fazla kaldı,en sonunda şut çekilmeye başlandı,top kanatlara gitmeye başladı,Alex girince duran toplarda etkili olunmaya başlandı.10 kişi kalınca o zaman baskı ortaya çıktı.Ama sonuç gelmedi.
Fener'in sorunu Alex'le oynayıp,oynamamak değil.Fenerbahçe hızlı oyun oynamak istiyor,ama sen bunu Selçuk ile yapamazsın.Orta saha alın diye herkes boşuna bağırmıyor.Sen orta saha almazsan adam gibi elindekileride kullanamazsın.Dün o orta saha olsa eminim ikinci yarı rahatlıkla 2-1 sağlanardı.Alex'i kaldırıyorsun Topal-Topuz-Selçuk'a takımı yönet diyorsun zor yani olmaz.Dün Sow'a,Kuyt adam gibi pas atan bir kişi yoktu.
Rakip için bekleri ve ön oyuncuları yetenekli hızlı top oynamaya çalışıyorlar.Şampiyonlar Liginde ne yapacaklarını merak ediyorum.Hakem içinde bir iki şey söylemek lazım.Avantaj hiç kullanmadı,oyun soğutmalarına izin verdi,Ayrıca De Zeeuw daha önce atılmalıydı.
Uefa var artık önümüzde.Burada oynamak daha iyi oldu aslında.Şampiyonlar Ligi psikolojik açıdan çok önemliydi ama Uefa kupası için bana göre önemli adaylardan biri Fenerbahçe.
Etiketler:
alex,
hakem,
hızlı oyun,
sistem,
şanssızlık,
topal,
topuz,
uefa
23 Ağustos 2012 Perşembe
Asırlık Çınarın Çöküşü - Ankaragücü
Bugün UEFA'dan gelen son haber bütün futbolseverleri olduğu gibi beni de fazlasıyla üzdü. Bildiğiniz gibi Ahmet Gökçek yönetimi zamanında transfer edilen Roman Bednar 200 bin euroluk alacaklarının ödenmemesi sebebiyle UEFA'ya başvurmuş, UEFA da Ankaragücü'ne 18 Ağustos tarihine kadar süre tanımıştı. Para ödenmeyince de Ankaragücü'nün lige -6 puanla başlamasına karar verildi.
İşin kötü yanı ise Ankaragücü'nün UEFA'da aynı şekilde 2 dosyasının daha bulunması. Eğer 15 gün içerisinde bu paralar ödenmezse 6 puan daha silinecek ve eğer durum devam ederse de Ankaragücü küme düşürülecek.
Ankaragücü'nü sevin, ya da sevmeyin 100 yılı aşkın süredir Türk futbolunun içinde olan bir kulübün bugün böyle bir duruma düşmesi üzücü bir şey. Yalnızca kendi çıkarları uğruna herhangi bir yönden herhangi bir olumsuz sıfatı bile yakıştıramadığım birkaç kişinin elini kolunu sallaya sallaya Türk futbolunun asırlık çınarını kesmesini ne aklım alıyor, ne de gururum kaldırıyor. Umarım en yakın zamanda gerekli para bulunur da Ankaragücü bu durumdan kurtulur.
Etiketler:
Ankaragücü,
bednar,
ceza,
gökçek,
puan silme,
roman,
uefa
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





