galatasaray etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
galatasaray etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Ekim 2012 Çarşamba

Galatasaray 0 2 Braga,SİSTEM

Terim'in sisteminden hiçbir koşulda vazgeçmemesini, cesur oynamasını anlayabilirim.Ama bu durum sana içeride oynadığın maçlarda  kilidi açamamanı sağlıyorsa  orada bir sorun var demektir.Galatasaray'ın dün aldığı mağlubiyetin tek sorumlusu bana göre sistem.Biz 4-4-2 oynayan takımız bunu uygulamak zaten başlı  başlı başına zor bir şey,dün birde bunun üstüne 2-4-4 oynamaya kalkıştık.Şampiyonlar Ligi'nin ne olduğunu hep söylesekte takım olarak ne olduğunu sanırım dün çok daha iyi anladık.Braga ne Galatasaray'dan üstün bir kadro yapısına sahip,ne de oyunculara.Sadece doğru olanı yaptılar dün hepsi bu.Cluj maçında tek kale oynadılar neredeyse. 34 şutun 25'i kaleyi bulmuş ama kalelerine gelen iki top gol olmuş.Burası böyle.Bir maçla bir maçın farklı olabilir.Burası lig arenası değil, hep aynı oynadığın sistemden devam etmek de hiç kolay değil.Maç içinden sistem değişikliğini gidebilmek çok önemli,ya da bunu karşı takımı analiz ederken maç öncesinde düşünmek.Galatasaray dün Elmander'in girmeseyle bir anda farklı sistem arayışı takımın daha etkili olmasını sağladı.

Bu maçtan çıkarılacak en önemli şey takımın bu arenada bu oyunculara sahipken 4-4-2 oynamayacağı.4-3-3 şu an için akla en yatkın sistem.Melo bitik durumda bu net çıkaracağı max dakika 70.Sonrası olmuyor.Dün Hamit'te olmayınca Amrabat o kanatta çok bocaladı,tıknadı adeta.Zaten adamlar sağ kanat için önlem almıştı belli.Eboue ve Amrabat doğru düzgün girdiği bir pas oyunu yok,bunu iyi engellediler.Neden 4-3-3'ü biraz açalım.Hamit denge adamı.Melo'nun kötü oluşu Selçuk'u da formsuz kılıyor.Onu açıklarını kapatmakla uğraşıyor.Hamit'in o bölgede oynayışı ile orta saha daha diri olur.Belki Melo'da buna bağlı olarak daha fazla maç içinde kalır.Şu an oynanan düzen içinde Melo fiziği toparlamadığı sürece Selçuk'dan o eski veremi beklemeyin.Sadece gol açısından değil,pas organizasyonları da bunun için geçerli.Orta saha için bu  düzen oluşturulabilir,ileri hatta ki üçlü içinde öyle.Amrabat 4-3-3'te daha verimli oynar.Kaldı ki elimizde ki 3 forvette kanat-forvet oynayabilecek adamlar.Bu üzerine kafa  yorulacak şeyler Fatih Terim bunu düşüncektir.

Gruptan çıkmak zorlaştı ama ipler hala bizim elimizde.Cluj'da ters takım anlaşıldı ki dün maç sonucuna bakarsak.Oradan alınacak olası 6 puan ve içeride ki Manchester maçı önemli.Umarım Braga maçı final olmaz ,yoksa işimiz baya zor olacak.

4 Eylül 2012 Salı

Son Gün Transferleri


Bir kere bu kısıtlı zamanda bu  transferin yapılması bile önemli bence.İlgilenilen oyuncular Kolu Toure,Chivu gibi oyuncular çabucak anlaşılıp hemen takıma katmak kolay iş değil .Zaten Chivu işi olsaydı sezon başında olurdu diye düşünüyorum.Cris için her şey dışında şu an için en önemli sorun yaş gibi duruyor.Terim aslında Ujfa'dan defans için ne bekliyorsa  liderlikti,defans hattını toparlamaktı aynılarını Cris içinde isteyecektir.Zaten  Cris'i tercih etmesinin önemli nedenlerinden biride bunun olduğunu düşünüyorum işin tecrübe kısmı.Burada asıl amaç tabi Şampiyonlar Ligi olduğu için bakıldığında o açıdan gerçekten o tecrübeye fazlasıyla sahip bir oyuncu aldı Galatasaray.Ben bu transfere o kadar olumsuz bakmıyorum.Yaşı ilerlemiş olabilir oynayacak Ujfa'da çok genç değildi ve sezona iyi başlamamıştı.Tek sorun ki umarım olmaz uyum süreci uzun sürmez,çünkü takım zaten defans olarak bu sene sezona iyi girmedi birde bunun sancısını çekmez.



Meireles için transfer geç geldiğini söylemek gerekir öncelikle.Meireles hala aranan oyuncu mudur değil midir orası ayrı bir mevzu ama orta saha transferinin geç geldiği bu noktada önemli olan.Transfere gelince;takıma pas ve oyun konusunda belli bir hız katacağı kesin. Meireles'in en büyük özelliği ise bitmek bilmeyen enerjisi. Sürekli koşan dinamik yapısının yanında son vuruşlardaki yeteneğiyle de göze çarpıyor. Chelsea'de zaman zaman ileride oynasa da(Atletico maçında Ramires'e verilen görev gibi.) genelde merkezdeki savaşçı rolünü üstleniyordu. Orta sahada Mehmet Topal ile birlikte iyi bir ikili olacağı kanaatindeyim. Ancak savunmaya kanatlardan gerekli destek gelmediği takdirde kimse bu ikilinin yalnız başlarına takım savunmasını toparlamasını beklemesin.



Gökhan Süzen için Beşiktaş'ın tam kadro yapısını uygun bir oyuncu.Sahada savaşan bir oyuncu.Hem sol bek hem sol açık oynaması onu takım adına bana kalırsa önemli kılıyor. Drenthe transferini maliyet ve forvet ihtiyacı sebebiyle veto etmişti Samet Aybaba. Ancak yerli bir Drenthe alındı yine de. Uğur Boral ile arkalı önlü oynadığı takdirde rakiplerinin sağ kanatlarına zor anlar yaşatacaktır bu ikili çünkü ikisi de ileri-geri gidip gelebilen ve her iki alanda da başarılı olabilen oyuncular. Bu transferle Olcay Şahan 4-4-1-1 düzenindeki forvet arkasına geçerek daha verimli hale gelebilir. Şu an Beşiktaş için tek sorun forvet transferinin belirsizliği.

2 Eylül 2012 Pazar

BBL Sezon Öncesi Değerlendirmesi - Galatasaray ve Beşiktaş


Lakovic dışındaki bütün yabancılarını gönderen Galatasaray da bu sezon önemli transferlere imza attı. Lakovic sorununun ne olacağı ise hala merak konusu. Efes'e giden Jamon Gordon'un boşluğunu CSKA'dan Jamont Gordon dolduracak.(Kelime oyunu yapacak olursak eksiği yok fazlası var!) Jamon Gordon bu takımın belki de en önemli parçasıydı. Yapılan transferlere bakacak olursak da Ergin Ataman'ın bu katkıyı bütün takıma yayma uğraşında olduğunu görebiliriz. Fenerbahçe'den alınan Engin Atsür normal şartlar altında çok iyi bir transfer. Ancak geçen sezon başında Milli Takım'da geçirdiği sakatlık onu bayağı hırpaladı ve sezonun son döneminde gözlemlediğim kadarıyla da sıradanlaştırdı. Yine de eski Engin Atsür kimliğine bürünürse rotasyonun önemli bir parçası olabilir. Kazan'dan alınan Domercant kalıplı bir 2 numara. Profesyonel kariyerine Pınar Karşıyaka'da başlamış. Buradaki performansıyla göz doldurup Efes'e geçmiş ve daha sonra da Olympiakos'un yolunu tutmuştu. Yerinde bir transfer olduğunu düşünüyorum.

3 numaraya 2 transfer yapıldı. David Hawkins ve Cenk Akyol. Hawkins geçen sezon Beşiktaş ile dikkat çekmişti. Fenerbahçe ile de anlaşması söz konusuydu. Ancak Bogdanovic ile yola devam edilmesinin ardından bu transfer gerçekleşmemişti. Ligi de tanıması onun için büyük avantaj. Cenk ise hiç bir zaman ilk 5'de düşünülmeyen ama her zaman rotasyonda yer alan bir oyuncu. Henüz 25 yaşında, 2005'te Atlanta tarafından draft edilmişti. Hawkins ile iyi bir dönüşüm yakalayacağı görüşündeyim.

Erwin Dudley(Ersin Dağlı) ve Boniface Ndong pota altının yeni isimleri. Dudley batan Beşiktaş gemisinin mallarından. Türk statüsünde olması her zaman için büyük bir avantaj. 2005'ten beri burda. N'Dong ise Barcelona'da miladını doldurmuş bir oyuncu. Buraya para için geldiği konuşuluyor ancak gerekli mücadeleden kaçınmayacağını düşünüyorum.

Fark ettiyseniz  4 numaradan yeni bir transferi es geçtim: Milan Macvan. Bu adama özel bir parantez açmak istiyorum. Çok çok iyi bir transfer. Bir Fenerbahçeli olarak bu sezon pota altımızda Batiste-Andersen gibi isimler olsa da sorsalar  Galatasaray'ın hangi transferini kıskandın(beğendin) diye kesinlikle Macvan'ın ismini veririm. Cleveland tarafından draft edildi ama tam bir Avrupa basketbolu oyuncusu. 20 yaşında Maccabi ile Euroleague finaline çıktı. 12 dakika sahada kalıp 3 sayı 4 ribaund aldı. Ancak istatistikler önemli değil o atmosferi, tecrübeyi yaşaması yeterlidir zaten. Geçen sezon da Partizanla 10 Euroleague maçında 15 sayı 8 ribaund ortalaması yakaladı. Henüz 22 yaşında ve gerçekten de çok önemli bir transfer.

Bu sezon EuroCup'ta mücadele edecek Galatasaray. Bana kalırsa bu kadro EuroCup'ın üstünde bir kadro. Ne dersiniz belki de Beşiktaş'tan sonra duble yapmış oluruz.


Geçen sezonki kadrodan bir tek Can Akın ve Serhat Çetin kaldı. Ergin Ataman da gerekli maddi destek sağlanamayıp gidince Erman Kunter geldi koç görevine.

1 numaraya Curtis Jerrels alındı. Geliştirme Ligi'nde Spurs'ün alt takımı olan Austin Toros ile iyi istatistik yakalamıştı. Spurs'ün scoutı Dell Demps'in Hornets'in genel menajeri olmasının ardından da Hornets ile sözleşme imzalamış ve antremanlara başlamış ancak 1 hafta sonra serbest bırakılmıştı. Bir dönem Fenerbahçe'de de oynamış olması nedeniyle az çok tanıyorum. Çok alçaktan top sürmesi nedeniyle oyunu iyi kurmaktan ziyade penetreye dayalı bir oyun stili var. Eurolegue seviyesinde bir guard izlenimi vermemişti bana. Galatasaray'dan alınan Tutku Açık'ın ilk 5'te oynatılması daha mantıklı.

Açıkçası Gasper Vidmar dışındaki yabancı transferlerini pek bilinçli yorumlayamayacağım. Patrick Cristopher'ın Antalya BB'de profesyonel olduğunu biliyorum yalnızca ve çok izleme şansım olmadı. Ancak Erman Kunter'den Cholet'den gelirken getirdi onu. Demek ki kafasındaki sistemi gerçekleştirebileceğine emin olduğu bir isim diyebiliyorum yalnızca.

Vladimir Dasic 24 yaşında ama Real Madrid ve Lottomatica Roma gibi takımlarda oynamış. Damir Markota da Jerrels gibi geliştirme liginden NBA'e yükselmiş -Bucks ile sözleşme imzalamış- ancak daha sonra beğenilmeyip serbest bırakılmış bir oyuncu. Markota için ilginç bir ayrıntı ise, aynı şekilde 2008'de Cibona ile sözleşme imzalayıp, kısa bir süre sonra beğenilmeyerek serbest bırakılmış.

Vidmar konusu ise ilginç. Fenerbahçe sezon sonu bedelsiz geri alma opsiyonlarının olduğunu söylüyor. Beşiktaş ise bunu reddediyor. Bana kalırsa özellikle Türk statüsüne geçmesi söz konusu olan Vidmar ile ilgili sezon sonunda iki takım arasında tartışmalar boy gösterecek.

Muratcan Güler zamanında Beşiktaş'ta da forma giyen bir oyuncu. Yaşı nedeniyle eski dinamizminden eksik olsa da önemli bir transfer. Keza Cevher Özer de şut özelliği olan bir 4 numara. Kalıplı yapısıyla pota altında da etkili olabiliyor. Barış Hersek de Efes alt yapısından gelme bir oyuncu. Rotasyonda yapacağı katkı çok önemli.

5 numarada Vidmar'ın yedeği henüz yok gibi. Bir transfer gelmezse sıkıntı yaşanabilir. Ne var ki oraya bir transfer gelse de sıkıntı yaşanacağı kanaatindeyim. Geçen seneki 3 kupalı kadronun yanında bu kadro açıkçası biraz "kalburüstü" kaldı. Yine de bir Erman Kunter faktörü var. Gerekli sinerji yakalanırsa kim bilir belki de beklediğimden çok çok iyi bir performans ortaya koyarlar.

Fenerbahçe ve Anadolu Efes incelemelerim için : http://papyonlumuhabir.blogspot.com/2012/08/bbl-sezon-oncesi-incelemesi-anadolu.html




31 Ağustos 2012 Cuma

Avrupadaki Rakiplerimiz



Beşiktaş'ın men edilmesinin, Bursaspor'un şanssız bir şekilde Twente'ye, Trabzonspor'un ise felaket bir şekilde "Videoton'a" elenmesinin ardından Avrupa'da 2 temsilcimiz kaldı: Galatasaray ve Fenerbahçe.

Galatasaray hakkında konuşalım. Öncelikle Galatasaray'ın son Ujfalusi gelişmesinden sonra transfer rotasını Kaka'dan çevirip bir stopere döndürmesi lazım. 3 Eylül gecesi son gün UEFA'ya oyuncu bildirimi için. Bu süre zarfında bir defans bulunamazsa Galatasaray savunmada çokça sıkıntı çeker. Tabi ki burda Kaka'yı tartışmıyorum, tartışanın da futbol zekasından şüphe ederim ancak Kaka'dan daha gerekli şu anda bir defans oyuncusu. Veya bir sol bek alınıp Hakan Balta da 3. stoper olarak düşünülebilir.

Grup hakkında konuşacak olursak. "Galatasaray'ın dişine göre bir kura" yorumlarını hayretle karşılıyorum.1. torbadan gelen Manchester United'ı bir kenara bırakacak olursak, Cluj ve Braga Galatasaray'ın seviyesinin altında takımlar. Galatasaray, Manchester United ile birlikte bu grubun favorisidir.


Machester United'ı gelip burda incelemek saçma olur. En büyük eksikleri Rooney'nin partneriydi. Robin van Persie de bu eksiği bu sene kapatınca komple bir takım oldular artık. Braga ve Cluj hepimizin bildiği ancak tanımadığı takımlar. Braga 2 sezon önce UEFA'da finale çıkmasının ardından birçok oyuncusunu kaybetti. Geçen sezon Beşiktaş'a elenirken de, mücadeleci, hırslı, hızlı ama sıradan bir takım görüntüsündeydi. Eder ve Lima etkili hücum silahları. Taktik olarak Galatasaray'a benzediği için da yetenekli olan Galatasaray'ın aralarındaki maçlarda mutlak favori olduğu düşüncesindeyim. Cluj ise klasik bir Rumen takımı görüntüsünde. Bu sezon Brescia'dan aldıkları Adam Vass dışında takibimde olan futbolcu yok.

Galatasaray'ın gerekli ciddiyeti sağladığı ve defanstaki açığı kapattığı takdirde Manchester'ın ardından grubu 2. bitireceği kanaatindeyim.

Fenerbahçe ise Uefa Avrupa Ligi'nde Marsilya, Borussia Mönchengladbach ve AEL Limassol ile eşleşti. Grupta net bir favori yok. Hatta bakıldığı zaman illa bir favori söylenecekse bu da Fenerbahçe'dir.

Marsilya, Fransa Ligi'ini geçen sezonu şampiyon Montpellier'in tam 34 puan gerisinde 10. sırada tamamladı. Fransa Lig Kupası şampiyonu olarak Avrupa Ligi'ne katılmaya hak kazandılar ve ön elemede de Eskişehirspor'u elemişlerdi. Eskişehirspor karşısında pek göz dolduran bir performans sergilememişlerdi. Gignac, Ayew, Remy gibi iyi hücumcuları var ancak bir takım olma olgusu içinde değiller. Pek tabi ki zorlu bir rakip ancak yenmek imkansız değil.


Mönchengladbach ise geçen sezon Almanya Ligi'nde iyi bir performans sergileyip 4. olmuşlardı. Şampiyonlar Ligi play-off turunda Dinamo Kiev'e elenip geldiler buraya. Bu sezon Twente'den aldıkları Luuk de Jong hücumda çok etkili bir silah. 3 sezon önce Mallorca'dan alınan Arango da dikkat edilmesi gereken, teknik gücü yüksek, sol ayağı etkili bir oyuncu. Atletico Madrid'den Alvaro Dominguez'i aldılar. Savunmayı tamamen toparlayacak bir oyuncu. Stranzl ile iyi bir ikili olacağını düşünüyorum. Genç ve dinamik bir ekip Mönchengladbach. Yaş ortalaması 24. Dikkat edilmesi gerek. Özellikle kendi sahalarında üst düzey bir performans sergiliyorlar.

AEL Limassol hakkında da pek bir bilgi sahibi değilim. Sorunlu maçlar olacağı kesin ancak şu an için burda siyaseti irdelemeyi gerekli görmüyorum. Deplasmanda dirençli bir takımla karşılaşacağımızı tahmin ediyorum. Ancak her türlü direnç ve zorluğa rağmen içerde dışarda galibiyet alınması gerek.

Abdullah Kiğılı ve Volkan Demirel hedeflerinin UEFA şampiyonluğu olduğunu söyledi. Bu pek gerçekçi bir hedef gibi durmasa da hedefin yukarıda olması güzel bişey. Ancak bir orta saha transferi geldiği takdirde bir çeyrek final belki yarı final gelebilir, bunun yanında ilk turda elenebiliriz bu tamamen Fenerbahçe'nın kendi oyununa bağlı. Burda önemli olan Şampiyonlar Ligi'nden düşecek takımlar.

Grupta ipler Fenerbahçe'nin elinde. İyi oynadığı takdirde lider olarak bitirir grubu. Ancak kötü futbol beraberinde erken vedayı getirir.

21 Ağustos 2012 Salı

Oturmuş takım

Maç yazısına girmeden önce dün Gaziantep'te gerçekleşen patlamada duyduğumuz üzüntüyü belirterek başlamak istiyorum.Terörü  onlarca,yüzlerce,binlerce,milyonlarca kere lanetliyoruz.Ama biz lanetledikçe bu terör olayları bitmiyor,eğer öyle olsaydı ülkede hain kalmazdı.İnşallah başımızdakiler de durumun farkındadır ve bir an önce şu kanı durdururlar,insanların yüreklerinin sızılarına bir son verirler.

Maça gelirsek,Galatasaray şu an ligin en diri takımı.Maçın başı,sonu,ortası her daim aynı güce sahip.Sistemi gereği zaten böyle bir fiziki kaliteye sahip olmalı.Önce fiziki kaliteden bahsetmek istedim çünkü;tüm Galatasaray taraftarının şükranlarını sunması gereken bir isim var Scott Piri.Kewell takımdayken bir haber yansımıştı basına.Antreman sırasında Aydın'ın doğru düzgün çalışmadığını görünce onu uyarmış ancak o uyarıya rağmen gene arkasını döndüğü zaman  gene işi savsakladığını gördüğünü söylemişti.O Aydın bu teknik ekip sayesinde(Scott Piri'nin burada ki payı en az Fatih Terim kadardır) dün maça ilk 11 başladı.Eskiden olsa Aydın'ı sahada gören insanda ister istemez bir soğuma olurdu maç adına.He buradan dün iyi oynadı anlamı çıkmasın.Ama en azından kendini ne kadar geliştirdiğini bir göstergesi.Aynı şekilde Emre Çolak.Ona da fiziki açıdan özel bir program uygulandığı kesin.Güçlü duruyor,bu güçlü duruş(eskiye göre tabi bu güçlü oluş) ona daha da özgüven katıyor,bize dün olduğu gibi  resital izletiyor.Dün Güntekin Onay'ın bir tespiti vardı:'' Emre Çolak'ın dün oynadığı oyun Emre Belözoğlu'nun Galatasaray'da oynadığı o ilk yılları andırıyordu'' diye gerçekten öyle.Dün Selçuk İnan'ın önüne çıktı oyun olarak.Orta sahada attığı paslar, topun onda durup takımın sakinleşmesi,yaptığı iki asist Selçuk'un omuzunda ki yükü de bazen alacağının göstergesi.Çünkü ona güveniliyor ve o  bu güveni de hakediyor.


Dany'e değinmek istiyorum birazda.Top kabiliyet çok yüksek bir defans ligdeki en iyilerden biri rahatlıkla denilebilir bu konuda.Ama şu an büyük takıma alışmanın sıkıntısını çekiyor gibi.Pozisyonlarda karar vermede sıkıntı yaşıyor.Bunu bu durumlarda çabukluğu ile önlemeye çıkıyor.Ama bu karar yetisini takımdakileri tanımaya başlayınca yavaş yavaş atlatacaktır.Hamit konusuna da değinecek olursak o da daha yeni alışıyor.Neredeyse maç yapmadan bir sezon geçirdikten sonra öyle bir anda eski Hamit'i beklemek kolay olmaz.Yani sonuç şu ki geçen sene oturmuş bir takım var ve bu takım dün o oturmuşluğu ile 3 puanı aldı.Takımda yeni olarak hazır tek isim Umut.Bu durumda normal Allah nazardan saklasın Umut kime gitse hemen uyum gösteriyor,çok iyi bir profesyonel.Umut'a profesyonellik için bir şey söylemişken Hakan Balta'ya bir şey söylememek olmaz.Türkiye'de mevkisinin en iyisi olduğunu bence her maç bir kere daha kanıtlıyor.Çünkü her daim ortalamasını koruyor evet yavaş olabilir biraz ama atağa çıkıyor,savunmada gerekeni yapıyor,sakin,rahat ve karakter sahibi bir adam.





Bu sene süper lige yeni katılan ekipler gerçekten iyi takımlar.Bu bence ligin kalitesini daha da arttıracak.Kasımpaşa bu ekipler arasında herkesin olduğu gibi benimde favorim.Top oynamaya çalışıyorlar.Oyunu kanatlara yaymaya çalışıyorlar,pas yapıp kontrol altında tutmak istiyorlar oyunu.Dün bunu zaman zaman yaptılar.Ama bunu ilk haftadan yapmaları zor ve rakip sahanın her alanına baskı yapan bir takım olunca bunu çok uygulayamadılar.Ama ileride bunu başarabildiklerini iyi yerlere gelecekler.

Ahmet Çebi ve Anlamsız Açıklamaları



Beşiktaş 2. başkanı Ahmet Çebi'nin açıklamaları genel olarak şu şekilde: "Bizi istemeyeni biz de istemeyiz. Galatasaray taraftarı da yönetimi de İnönü'ye gelmesin. Bir stadta oynamak bu kadar kırıcı hale getirilmemeliydi. Galatasaray camiasının yaptıklarını unutmayacağız. Canları yanarsa akıllanırlar belki."

Öncelikle Beşiktaş 2. başkanı sıfatına sahip bir kişinin televizyona çıkıpta çocukça  bir"Onlar bizi stadlarında oynatmadı, gelmesinler buraya istemiyorum banane." tavrıyla açıklamalar yapması son derece acınası bir durum. Kaldı ki herhangi bir yöneticinin yetkili bir kurum tarafından aksi durumda bir karar alınmadığı sürece "Stadımıza gelmesinler." şeklinde bir açıklama yapmasının ortamı germekten başka hiç bir işe yaramayacağını bilmesi gerekir. 

İşin ilginç yanı ise Çebi'nin bu kadar hakaretten sonra hala Baros-Quaresma takasını gündemde tutmaya çalışması. Ahmet Çebi sahip olduğu koltuğun ağırlığının farkına varmalı. O çokça övündükleri Beşiktaşlılık duruşuna sahip çıkıp Beşiktaş camiasını küçük düşürmemeli.